Cümle ile kalp arasında ezeli bir dava var. Biri diğerinden alacaklı. Garip ki diğeri de o birinden davacı.

Aşk hem mükemmel hem kusurlu.Hem ödül hem ceza.

Çay’sız yar yakışmaz yanımıza.

Yar kokusundan önce çay kokusu devadır canımıza.

Sen öyle çağırmasaydın, ben böyle gelmezdim.

Hepsini yaksam da diyormuşum bir de ben yansam. Bir ırmak olup da artık şu denize bir de de ben kavuşsam. Başımı bir kaldırsam. Öyle bir gökyüzü görsem ki, lâcivert kadifesinde dolunaylar, hilâller, ışığı bir azalıp bir çoğalan yıldızlar, kayan ışık topları, parıltılı ve irili ufaklı gök cisimleri.. Hepsi muazzam bir nizam içre dönüyor olsalar. Bu dünyadan olmayan bu sessizlik içime işlese. Bir de suya baksam ki nilüferler, nergisler, yıldızlar, kandiller, parıltılar, ateş topları suyun üzerinde.

Çünkü dedi Züleyha;Güzelliğin bir derin kuyu senin. Bir düşenin kurtuluşu kolay olmaz. Ne mutlu kalbine Sen düşene, ve ne mutlu Sen’in kalbine düşene…

Sensiz olmuyor’diyen kalbe güvenilmez. Sensizliği denemiştir, bugün değilse yarın, mutlaka başaracaktır.

Mucize, kapılarını ancak kendisine inananlara açar

Kader dediğim benim gücümü aşan şeydir.

Farz edelim ki şu anda sen cehennem gibi bir hayatın içindesin. Ama cennetteki yanın, bir perde üzerinde seyreder gibi şu an seni seyrediyordur. Bu da sen. O da sen. Sen ondan habersiz ama o senden haberdar. Bu kadar, hepsi budur.

Oysa sevmek en fazla, neyi sevdiğini fark etmek demektir ve seven biraz da neyi sevdiğini bilendir.

Üç şey seçildi cennetten:Kelimeler, aşk, annelik duygusu Kelimeleri Adem aldı, annelik duygusu Havva ya kaldı; ama aşk çok ağırdı.

Ne yapsam eksilmiyor, ne yapsam dolmuyor.

Yontucu her şeyi üstün bir gerçekçilik duygusuyla tamamladı. Tasvirleri arasında bu gerçekçilikle bağdaşmayan tek sahne, lâcivert ırmağın burgaçlı dalgaları arasına saldığı, batacağı ya da yol alacağı zamanın tek anlık aynasından belli olmayan taş geminin üzerine kaldı. Onun da tek yolcusu vardı.

Karanlığı bu kadarla kalsa o da karanlığa katılacak, bir su çiçeği gibi havuzun bir kıyısından öbür kıyısına vurup duracaktı. Oyunun içinde ya da dışında ama mutlaka oyunculardan biri olacaktı. Öyle ya da böyle oyalanacaktı.

Bir kanat dokunmuş, bir rüzgâr esmiş de gecenin bir vaktinde uyanıp pencereden karşılara bakmış gibi. Hiç kimsenin duymadığı bir şeyi duymuş gibi.

Sosyal Ağlarda Paylaşım

Bunları Okudunuz Mu?:

Sayfalar: 1 2

TokRes On Temmuz - 3 - 2013

Yorum Yaz



HAFTANIN SÖZÜ

Ben temiz bir kâğıt yaprağı değilim… Kafana göre üzerine bir şeyler yazabileceğin, şekil vereceğin, sıkıldığında buruşturup atabileceğin… Ben üzeri yazılmış, dolu bir kâğıt yaprağıyım… Daha önce şekillenmiş, çizilmiş, silinmiş, yeniden yazılmış... Agafya-Ertürk Akşun / Resimli Kitap Sözleri



HAFTANIN SAYFASI


Yedi Güzel Adam

Evde Kimse Yok-Ahmet

Ölümsüz Öyküler Yayımevi’nin düzenlediği Xasiork 2002 Kısa Öykü Yarışması’nda ''Kayıp ...

İncir Reçeli 2 Rep

2010 yılında vizyona giren ''İncir Reçeli'' adlı filmin devamı filmi ...

Sol Ayağım-Christy

İrlandalı yazar Christy Brown'un kendi hayat hikâyesini yazdığı orijinal adı ...

Sofie'nin Dünyası-

Sofie'nin Dünyası; Norveçli yazar Jostein Gaarder'in tarafından 1991 yılında yazılmış ...

Handan-Ayşe Kulin

70'lerde dünyaya gelmiş olan Handan'ın kendi cinsel kimliğinin peşine düşmesini ...