Şebnem Burcuoğlu’nun ‘Kocan Kadar Konuş’ adlı kitabından bazı alıntılar:

Türkiye’de kadınların DNA’larına kodlanmış olan evlenme saplantısı, ne yazık ki bizim ailede daha yoğun. Millete ailesinden genetik miras olarak mavi göz kalır, bize bu evlenme saplantısı kalmış. ‘Sinek kadar eri olanın dağ kadar feri olurmuş’ atasözü, anneannem Peyker’in lafıdır. Yani o sözü söyleyen ata, bizzat benim anneannem.

Sözün özü, kocan varsa varsın, yoksa da geçmiş olsun. Hele ki bir de 30′una gelip de bekâr kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok.

“Ayy kocaman bir ahtapot çıkmış üç bacağıyla! Bak, fincanın tam ucunda, görüyon mu?”

“Bi de yakın zamanda yüreğin kabaracak. 1.80 boylarında, kumral, hoş bir çocuk var. Takım elbiseli. Yurt dışında eğitim görmüş. Arkasında kısmetiyle geliyor. Vallahi yumurta gibi çocuk. Çöpsüz üzüm. Anası yok, kız kardeşi yok.”

“Ben evlenmeyi düşünmüyorum. Son derece bekarım.”

Hele ki bir de 30’una gelip de bekar kaldıysan bu dünyada yatacak yerin yok.

Haydi kocayı buldum diyelim, geçmişime beyaz bir perde gibi çekeceğim dapdaracık straplez gelinliğimin içinde nefes alamadığım, dünyalar prensesi bir geline dönüşüyorum. Düğünü takiben, yurt dışında egzotik bir adaya tatile gidiyoruz. Tatil esnasında Facebook, Twitter ve Instagram’a yeterli sayıda egzotik ada, ananaslı kokteyl ve denizin önündeki şezlongda uzanırken sadece ayaklarımızın göründüğü fotoğrafları yüklüyorum. E tabii, maksat o fotoğrafları evlenen-evlenemeyen kız arkadaşlarımın, eski sevgililerimin, eski sevgililerimin sevgililerinin ve benim hoşlandığım ama bana yüz vermeyen TÜM adamların görmesi. Hem zaten kimsenin gözüne sokmayacaksam neden evlendim ki?

Bizimkiler de evlilik konusunda beni zehirlemeye çalışıyor. Otuzuma girdiğimden beri ailede bir olağanüstü hal durumu hakim.

Başucu kitabım, Sabahattin Ali’nin Kürk Mantolu Madonna’sı. Bir kadınla bir adamın aşk hikâyesini anlatır Sabahattin Ali. Başrolde Raif Bey ve Maria Puder. Bu kitabın insanı çarpan yanı, aşkı en sade ve sakin haliyle tarif etmesi. Nasıl diyeyim, bu hikâye su gibi, kusursuz bir tablo gibi… Yapmacıksız, derinden, saf bir sevgiyle karşısındakini sevmeye özendiriyor insanı.

Kimilerinin dediğine göre Maria Puder, Sabahattin Ali’nin gerçek hayattaki aşkıymış. Bilemeyiz tabii ne kadar doğru. Her koşulda, Sabahattin Ali aşkı bu kadar derinden yaşayan biri olmasaydı, bu kitabı yazamazdı. Kendisi benim hem idolüm hem de hayali arkadaşım.

Bunları Okudunuz Mu?:

TokRes On Mart - 20 - 2014

Yorum Yaz



HAFTANIN SÖZÜ

Ben temiz bir kâğıt yaprağı değilim… Kafana göre üzerine bir şeyler yazabileceğin, şekil vereceğin, sıkıldığında buruşturup atabileceğin… Ben üzeri yazılmış, dolu bir kâğıt yaprağıyım… Daha önce şekillenmiş, çizilmiş, silinmiş, yeniden yazılmış... Agafya-Ertürk Akşun / Resimli Kitap Sözleri



HAFTANIN SAYFASI


Yedi Güzel Adam

Onu Kendine Aşık E

Onu Kendine Aşık Et adlı kitabın bölümleri: Kısmet, Baştan Çıkarma- ...

Aşk Mutfağından Y

2002 Sait Faik Hikaye Armağanı ödüllü Yekta Kopan'ın ‘’Aşk Mutfağından ...

Haruki Murakami Söz

Japon yazar Haruki Murakami'nin sözleri: Başkalarının ne düşündüğünden kaygılanmaya başlamak, hastalığın ...

Ahmet Davutoğlu Res

Türkiye Cumhuriyeti'nin 26. Başbakanı ve Türkiye Cumhuriyet Eski Dışişleri Bakanı ...

Ahmet Davutoğlu Sö

Türkiye Cumhuriyeti’nin 26. Başbakanı Ahmet Davutoğlu'nun sözleri: Mazlumlara sahip çıktığımız için ...